reklam

USUL ESASTAN ÖNCE GELİR

02 Aralık 2020 - 8:55 'de eklendi ve 17 views kez görüntülendi.
resim
reklam

Çok sevdiğim bir yakınım ölüm döşeğinde yatıyordu. Sevenleri onu son nefesinde yalnız bırakmamak için başucunda bekliyordu. Bir ara gelini biraz emrivaki bir şekilde:

“-Şehadet getir, şehadet getir.” demişti. O ölüm döşeğindeki adam, gelinine sert bir şekilde, biraz da kızgın kızgın sana ne der gibi baktı. Ama biraz sonra kendisi şahadet getirmeye başladı.

O zaman şunu daha iyi anlamıştım ki ölüm döşeğindeki bir insana kendi menfaatine olsa bile emrivaki bir şekilde söylersen yapmıyor. İçerikten ziyade üslup ve usul daha önemlidir. Ne söylediğimizden ziyade nasıl ve ne şekilde söylediğimiz önemlidir. Bu ayrıntıya dikkat etmediğimiz için bugün yerine göre beşeri ilişkilerde sıkıntı yaşıyoruz. Beşeri ilişkilerimizi düzenleyen usul ve esaslara dikkat etmediğimizden birbirimizle nasıl ilişki kuracağımızı bilmiyoruz. Bilmediğimiz içinde yanlış anlaşılıyoruz. Eskiler, beyefendi insanlar için usul, erkân bilen kişi derlerdi. Bilgili olmanın yanında kıymetli olan şey usul, erkân bilmekten geçerdi. Nerede konuşacağını, nerede susacağını bilmeyen patavatsız insanların ne söylediğinin pek önemi yoktur. Çünkü söz usulüne uygun söylenmemiştir. Usul sadece sözün nasıl kullanılacağı ile ilgili değildir. Hayatın her alanını kapsar.

Usul kelime olarak şu anlamlara gelmektedir;

1. Bir amaca erişmek için izlenen düzenli yol, tutulan yol, yöntem, tarz.

2. Bilimde belli bir sonuca erişmek için, belli ilke ve kurallara göre izlenen yol, metot.

3. Bir yasama veya idare işleminin hazırlanması, yapılması veya yürürlüğe konması sırasında uyulması gereken hükümler ve izlenecek yollar.(TDK)

Yukarda ki tanımlamalara bakacak olursak hayatımız bir usuller manzumesidir. Devlet işlerinden tutun dini, toplumsal, özel hayatımıza kadar her şeyin bir usul ve adabı vardır. Usul hayatımızın ete kemiğe bürünmüş halidir. Mesela ibadetlerin hayat bulmuş hali usuldür. Namazın nasıl kılınacağı, orucun nasıl tutulacağı, haç ibadetinin nasıl yapılacağı bir usule bağlanmıştır. Usul dışına çıktığınızda ibadeti yerine getirmemiş oluruz.

Dini hayatımızın yanında siyasi, sosyal ve kültürel hayatımızda usuller üzerine inşa edilmiştir. Toplumlarda en büyük teşkilat devlettir. Her devletin bir yönetim usulü vardır ve devletler varlıklarını bu usuller üzerinden devam ettirirler. En tepeden en aşağıya herkesin görev tanımı yapılmış, yazılı metin haline getirilmiş ve herkesin bu kurallara uyması esas olarak kabul edilmiştir. En büyük teşkilat devletten tutunda sivil toplum örgütlerine kadar bütün teşkilatlarda esas olan usuldür. Usul, teşkilatların nasıl meydana geleceği, nasıl yönetileceği, bu yönetim esnasında nelere dikkat edileceği, karaların hangi yöntemlere göre alınacağı, yöneticilerin nasıl belirleneceği gibi birçok hayati kararların alınmasında esas olan unsurdur. Hayati öneme sahiptir, çünkü bunlar teşkilatın devamı için esastır. Bir usul yöntem belirlenmez, herkes kafasına göre hareket ederse kargaşa çıkar. Kargaşanın olduğu yerde yapmak istediğiniz şey çok güzelde olsa amacınıza ulaşamazsınız.

Günlük olaylar ve ilişkilerde de usul kendini hissettirir. Küçüklerin büyüklerine karşı davranışlarından tutun da düğün, cenaze gibi toplumsal olaylara kadar her şey bir usule göre yürütülür. Toplumun temel direği olan ailenin nasıl meydan geleceği dini, ahlaki değerler göz önünde bulundurularak toplum tarafından bir usule bağlanmıştır. Usul dışına çıktığınızda toplum tarafından dışlanırsınız. Bireyler arası ilişkiler bir usule bağlanmıştır. Kadın erkek ilişkisi, anne baba evlatlar arası ilişki, büyük küçük ilişki, komşular arası ilişkiler hep bir usule göre yürütülür. Bunlar yazılı olmayan toplum tarafından oluşturulan usul ve esaslardır.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki milletler varlıklarını kendilerine göre belirledikleri usuller üzerinden devam ettirirler. Örf ve adetlerini bu usuller üzerinden gelecek nesillere aktarırlar. Bir milleti diğer milletlerden ayıran, milletlerin karakteristik özelliklerini yansıtan milli, manevi, siyasi, sosyal ve kültürel usuller milletlerin varlığı ile eşdeğerdir. Vahşi kapitalizmin her şeyi mahveden, sonuca giden her yol mubahtır, anlayışının panzehri milli, manevi, siyasi, sosyal ve kültürel usul ve esaslara sahip çıkmaktır. Yoksa Allah muhafaza,

küreselleşmenin dünyayı tek tipleştirmesi projesinin kurbanı olup, bir Alman, İngiliz, Fransız, Amerikalıdan farksız hale geliriz.

reklam